Posted by burak on Mar 5, 2011

Katarakt projemizde şu ana kadar 7000 kişinin gözleri aydınlığa kavuştu. Siz gözleri aydınlatmaya vesile olan bağışçı ve gönüllülerimizin niyetlerini gerçekleştiren doktorlar heyecanlarını bizimle paylaştılar.
Katarakt Projesi hakkında bilgi almak yada bağış yapmak için
devamı
Posted by burak on Mar 5, 2011

Davut Bey ve Adem Bey, Hayata Yeniden Tutunanlar Kampanyası ile ilgili gönüllülere bilgi veriyor. Masada ise kursiyerlerin yaptığı birbirinden güzel ahşap hediyelik eşyalar var.
Proje hakkında bilgi almak ve bağış yapmak için
devamı
Posted by burak on Mar 5, 2011

Türkiye’ deki binlerce okula ulaşması gereken onbinlerce evrağı hazırlayıp göndermemize yardımcı olan ve çeşitli aşamlarda emeği geçen 200 kadar gönüllümüze, milyonlarca öğrenciye umut oldukları için teşekkür ederiz.
devamı
Posted by kimseyokmu on May 15, 2009
Türkiyedeki herkesin değil ama tüm Afgan halkının bildiği Türk-Afgan kardeşliği, yapılanlarla pekişiyor. Çanakkalede bile aynı cephede omuz omuza çarpışan bu iki uzak coğrafya insanı aradaki uzaklığa rağmen yeniden birleşti ve birleşiyor. Cephede ekmeğini paylaşan asker gibi yada geride kocasını bekleyen kadının bileziğini göndermesi gibi birşey bu yapılanlar. Yardımdan öte birşey yani.
Afganistan a yapılacak bir haftalık sağlık taraması için haberdar edildiğimde hiç tereddüt etmeden evet dedim.Hem gönüllü olarak hiç ücret almadan yapılan hizmetin hazzını almak, hem de dost ve kardeş ülke olan Afgan halkını bu zor günlerinde yanlarında olduğumuzu vurgulamak için hazırlıklarımıza başladık.İlaçlar ve çeşitli hediyeler toplamaya başladık.Her an bombaların patladığı bir ülkeye gitmek ne kadar doğru olurdu bilmem ama Ümit Hekimleri derneği ve Kimse Yok Mu derneğinin aracı olması bize güven veriyordu. 25 Nisan sabahı kabil havaalanına inince,manzara bana hiç iç açıcı gelmedi.Ta ki otobüslerle Kabil Türk Afgan kız lisesindeki karşılama törenine kadar…okul bahçesindeki yol boyunca ellerindeki kırmızı güllerle Türkçe hoş geldin diyen yüzleri görünce iyi ki gelmişim dedim.Bir haftalık Kabil ziyaretimizde Afgan meslektaşlarımızla sıcak dostca ilişkiler kurduk.Bilgi aktarımında ve tıbbi yardımlarda bulunduk.Türk okullarındaki Afgan öğrenciler bizlere tercümanlık yaptılar.Askeri hastanede bizler için hoş geldin merasimi yapıldı,Afgan devlet televizyonu canlı yayında bulundu.Bu sıcak karşılamalar Türkler olarak ne kadar sevildiğimizin göstergesiydi.Ayrılacağımız günde tekrar çeşitli hediyelerle bizlere minnettarlıklarını belirttiler.Buradan bütün meslekdaşlarımı böyle gönüllü faaliyetlere katılmaya ve bu duyguyu yaşamaya davet ediyorum.İyi ki gitmişiz.Teşekkürler Ümit Hekimler ve Kimse Yok mu derneği yetkilileri ve TİKA yöneticileri…
Opr.Dr.Yıldız TANRISEVEN – Kadın hastalıkları ve doğum
Giderken duygular kabarıktı, oraya gidince dahada kabardı. Zor bir coğrafya. 15 sene Rusya ile 15 sene kendi aralarında 30 yıl savaşmışlar fakat hala ayakta durmaya çalışıyorlar, bu insanları takdir ediyorum. Maksat insanlara faydalı olabilmekti. Faydalı olduğumuzu düşünüyorum. Hem muayene yaptık hemde Afgan meslektaşlarımızla küçük çaplı bir eğitim programı yapmış olduk. Yeni bilgilere ihtiyaçları var.
Duygulu anlar da yaşadık. Çok zaman bizimde arkadaşlarımızın da gözleri ıslandı. Samimi insanlar ve duygularını belli ediyorlar. Bir gün tanımadığım bir çocuk bana doğru gelerek beni akşam yemeğine evlerine davet etti. Çok duygulandım. Bu sağlık taramalarına ve bu tür hizmetlere her coğrafyada insanların ihtiyacı var. Bunları daha sıklıkla yapabilmeliyiz.
Dt.Hikmet MÜDERİSOĞLU
Afganistan dendiğinde hissettiğim şey orada bulunma fikrinin sıradışılığından olsa gerek güçlü bir heyecan duygusu. Bu ülkede beni heyecanlandıran şeyin gerçekte ne olduğunu bilmiyorum. Belkide bu ülkede olanların tamamı. Daha öncede bu heyecanın nedenini çözmek için gitmiştim Afganistana. Medeniyetten az etkilenmişliğin büyü gibi etkisi kaplıyor bünyenizi. Aslında görmeye ve yaşamaya ünsiyet geliştirdiğiniz, zihninizi bulandıran birçok kirlilikten değişik nedenlerle uzak kalmış bir coğrafya burası. Ölüme yakın yaşamaya alışmış Afgan milleti belkide bu rabıta etkisinden olacak daha teslimiyetçi geliyor gözüme. Modern dünyada gelişmiş benlik anlayışı burada biraz kabileciliğe dönüşüyor. Batıdan gelenler onları her ne kadar insaniyetten nasiplerini almamış olarak görseler bile aslında onlar ezilmiş yaşam tarzlarıyla geliştirdikleri insaniyetin derslerini verirler batılılara. Savaşırlarken de kendileri için değil ailesi ve kabilesi için savaşırlar. Bu yüzden onları savaşa zorlayan haklı gerekçeler vardır bu coğrafyada. Yani onlara sorsanız en kötü şey savaştır.
Ve uzun yıllar savaşı dışardan yöneten kirli eller etkisiyle savaştılar. Bir takım yabancı ve düşman güçler bölmek ve parçalamak için para ve silah verdi onlara. Yönetmek ve sömürmek için savaş ortamını en uygun bilen emperyalist etki, bu coğrafya insanını eğitimsiz kalmaya zorladı. Sömürgeci anlayış koyu bir toz bulutu gibi çöktü Afganistan’ın üzerine uzun yıllar. Bu anlamda güneşi çok özlemiş insanlar yaşıyor bu ülkede.
Savaşın şahitliğini yapan onca mezarın arasında büyüyen Afgan milleti, bilgiye, huzura ve morale çok muhtaç. Karşılık gözetmeksizin uzanan yardım ellerine hasret. Dışardan gelen her yardımın diyetini fena halde ödediklerinden almadan veren birilerini yanıbaşlarında görmek onları mutluluktan göklere çıkarmaya yeter.
Türkiyedeki herkesin değil ama tüm Afgan halkının bildiği Türk-Afgan kardeşliği, yapılanlarla pekişiyor. Çanakkalede bile aynı cephede omuz omuza çarpışan bu iki uzak coğrafya insanı aradaki uzaklığa rağmen yeniden birleşti ve birleşiyor. Cephede ekmeğini paylaşan asker gibi yada geride kocasını bekleyen kadının bileziğini göndermesi gibi birşey bu yapılanlar. Yardımdan öte birşey yani.
Yapılan sağlık taramasının hiç olmazsa psikolojik olarak muayene olmayanlarda bile olumlu etkisi muhakkak, bunların devamının olması ve değişik alanlarda olduğu gibi bu anlamda da bir köprü kurulması yaralı Afgan halkı için çok önemli. Çünkü uzun yıllar devam eden savaşın kronik etkileri yine böyle uzun tedavi süreçleri istiyor. Gönül isterki fedakar Türk doktorları her fırsatta bu kardeş ülkeye yönelik çalışmalara önayak olsunlar ve sağlık şartlarını iyileştirmeye yönelik mutad programlar düzenlesinler.
Eğitimde, sağlıkta ve daha birçok alanda artık içlerinde görmeye alıştıkları ay yıldızlı bayrak, onlara güven veriyor. Bu güvenin her daim kalması için yapılan çalışmalar mutluluk verici. Bu organizasyonu planlayıp gerçekleştirenlere sonsuz teşekkürler.
Ecz. Mirza Özgür KILIÇ
ÜHDER ve KİMSE YOK MU Afganistana sağlık hizmeti vermek üzere yola çıktık.
İstanbul’dan hareketle Kabil ve ordan da Mezarı Şerif’e 7,5 saatlik bir karayolculuğu sonrası ulaştık.
Amacımız yaklaşık 30 milyon nufusa sahip bu ülkedeki sağlık sorunlarına bir nebze de olsa katkıda bulunmak,mevcut durumu yerinde tespit ederek ileride yapılabilecek daha büyük projeler oluşturmaktı.
Elimizdeki imkanlar dahilinde Afgan halkına derman olmaya çalıştık.Onların gözündeki bize Türk insanına karşı o sevgi dolu ışık herşeye değerdi.
Bizim ilgi ve yakınlığımıza karşı altta kalmak istemezcesine göstermiş oldukları o mağrur fakat mütevazı teveccüh beni çok duygulandırdı.Daha sonraki projelerde bulunma ve orada hizmet etme şevki oluşturdu.Bu hizmetlerin, temeli Osmanlı zamanında atılmış olan Türk-Afgan kardeşliğini pekiştireceği inancındayım.
Dt.Ömer Faruk ŞARKBAY
Nisan Ayının sıcak bir gününde 37 arkadaş Kabil’de sağlık taraması yapmak ve orada yaşanan sıkıntıya bir nebze merhem olabilmek için İstanbul’dan yola çıkıyoruz. Afgan sınırlarına girdikten sonra etrafın karlı tepeleri ile sıradağlarla çevrili olması buranın ne kadar zor bir coğrafya olduğunu gösteriyor hepimize. Yollardan geçerken burada yaşanan ıstırabı daha iyi anlamamıza sebeb olan manzaralar gözümüze çarpıyordu. Kuzey bölgelerinde(Mezar-ı Şerif, Tahhar, Meymene, Şibirgan) vazife yapacak arkadaşlarımızı otobüse bindirip uğurluyoruz. Biz de burada kalan arkadaşlarımızla birlikte Kabil’deki önceden tespit edilmiş hastanelere doğru yola çıkıyoruz.
Sabah kahvaltıdan sonra herkes kendi hastanesine gidip, elinden geldiği kadar hastalara yardımcı olmaya çalışıyor, yanımızda getirmiş olduğumuz ilaçlardan karşılıksız olarak veriyor ve onların sıkıntılarına deva olabilmenin hazzıyla akşamları kaldığımız otelimize huzur içinde dönüyorduk. Bir haftanın sonunda tekrar bir araya geldiğimizde kuzey bölgelerine giden arkadaşların köylere, okullara gittiklerini, oralardaki insanların sağlık problemlerine çare olmaya çalıştıklarını duymak ve onların da birkaç ay sonra tekrar gelebilmek için planlar yaptığını görmek hepimizi sevindirdi.
Son akşam , Kabil valisinin, Afgan Meclis Başkan Yardımcısının da katıldığı bir “Veda Gecesi” programı tertiplemişlerdi. Burada karşılıklı hisler ve tarihimizden gelen kardeşlik bağlarının dile getirildiği duygu yüklü konuşmalar yapıldıktan sonra karşılıklı hediyeler verildi ve tekrar kavuşabilmek temennisiyle hasretli kucaklaşmalar yaşandı.
Evet yine bir ayrılık ve bir kavuşma yaşanacaktı ama galiba biz bir parçamızı Afganistan’da bırakmıştık…
Uzm.Dr. Murat GÜVEN-Onkoloji
Bu bir haftalık sağlık taraması, meslek hayatımın en mutlu olduğum günleriydi. Mükemmel bir organizasyon yapılmış. Yurtdışındaki diğer sağlık taramalarınızda beni ilk sıraya yazarsanız memnun olurum. ‘’Ümit Hekimleri’’ne, TİKA’ya ve Kime Yok mu’ya teşekkürler…teşekkürler.
Opr.Dr. Esra KIRSEVER-Kadın hastalıkları ve doğum
Afganistana giderken olumsuz koşullarla karşılaşmayı göze almıştık. Tv lerden izlediğimiz görüntü ve haberler bizde bu kanıyı oluşturmuştu çünkü. Bir yandan da halkın Türkiye insanını sevdiğini, askerlerimize karşı olumsuz davranışlarının bulunmadığını biliyor olmamız bizi rahatlatan unsurlardandı. Bizden çok ailelerimiz endişeli ve tedirgindi, mayınlara dikkat etmesini önerenler mi ararsınız , orada yemek yemeyin yanınıza yiyecek alın diyenler , evletlarını gitmekten vazgeçirmeye çalışan anne babalar mı istersiniz. Hasılı birçok arkadışımız oraya bu psikolojik bariyerleri aşarak gelmişlerdi.
Kabil’e indikten sonra ilk durağımız olan Afgan-Türk okulundaki öğrenci ve öğretmenlerin bizi güllerle ve sıcak bir ilgiyle karşılaması hepimizi duygulandırdı, daha başlangıçta iyi ki gelmişiz dememize sebep oldu. İnsan her yerde insan , eğer o mayayı alıp iyi yoğurursanız melekleri imrendirecek manzaralar oluşturursunuz. Kalblere inancı ,insanı ve kainatı sevmeyi yerleştrirseniz o kalblerden de iyilik ve güzellikten başka şey yansımaz. Bizler de gittiğimiz yerlerde öğrenciler ve ailelerinin yüzlerinde bunları gördük. Sevgi ,ilgi,minnettarlık.
Orada gördük ki ,taşıma suyla değirmen dönmez . Evet gitmeli her konuda yardımcı olmalıyız ama okullara ayrı bir önem vermeli, desteklemeli , sayılarını arttırmalı ve onların çocuklarını geleceğe hazırlamalıyız. Doktor,mühendis, öğretmen olsunlar ve ülkelerine sahip çıkıp kalkındırsınlar diye. Afganistandaki eğitim gönüllülerine minnet ve şükranlarımızla…
Uzm.Dr. Hafize ERKAL-Çocuk hastalıkları
Afganistan sağlık taramasının ardından,
Afganistana sağlık taraması için bir grup sağlık çalışanı arkadaşla gittiğimizde hepimiz, milletimize zor zamanlarında desteğini esirgememiş Afgan halkının sağlığın her alanında desteğe ihtiyacı olduğunu gördük. Ayrıca yıllarca savaş ve çatışmalarla birlikte anılan bölgenin, Türkiye’ye tarihten gelen sıcak ilgi ve Türk girişimcilerin fedakar eğitimcilerle gönülleri fethetmesi sayesinde bizler için oldukça güvenli çalışma ortamı olacağını gördük. yurdumuza dönerken hepimiz, bu sağlık seferberliğinin devam etmesi, her branşın kendi alanında daha iyi, acil ve yararlı neler yapılabilir planlaması gerektiği düşüncesindeydik. belki orasını görmeyenlerin aklına ülkemizde sağlık sorunları halloldu mu da Afganistan’a gideceğiz sorusu gelebilir. bunun için iki şey söylenebilir: birincisi bizdeki sorunlar oraya göre çok küçük kalıyor, sanırım hiçbir ülkede de sıfırlanamaz, ikinciside eğitim için bu kadar güzel işler yapılmış, altyapısı hazırlanmış hatta çile yönüyle diyeti ödenmiş diyebileceğimiz yere sağlık açılımlarının geç kalmaması biz sağlıkçıların bir görevidir diye düşünüyorum.
Opr.Dr.Mevlit KORKMAZ-Çocuk cerrahisi
İlk defa bu tarz bir seyahate çıktım. Düzenleyenlere ve bizi misafir edenlere ve tabii ki bu seyahate katılan diğer arkadaşlara teşekkür ediyorum.Orada ne kadar faydalı olduk bilemem ama ben kendimi sanki kutsal yolculuğa çıkmışım gibi hissettim ve bunu da anılarımı anlattığım kişilere birkaç defa söyledim. Bu tarz organizasyonların daha geniş katılımlı ve sık olmasını diliyorum.
Uzm.Dr.Mehmet Ali ÇIKRIKÇIOĞLU-Dahiliye/iç hastalıkları
Afganistan sağlık taraması her yönden çok verimli geçti. Giderken içimdeki tereddütlerim Afganistana ayak bastıktan sonra kayboldu.Müthiş bir sıcak karşılama oldu .Resmi protokollarla karşılandık. Ve her gittiğimiz yerde söyledikleri ‘’ biz sizi misafir olarak görmüyoruz kardeş olarak görüyoruz kendi eviniz gibi rahat olun’’ sözler oldu.Özellikle orada bulunan Afgan-Türk okulları öyle güzel bir zemin buy tramadol hazırlamış ki bir gururlandık ve duygulandık .O öğrencileri görünce gözyaşlarımızı tutamadık.Bütün bu geçirdiğimiz günler boyunca meslek hayatımda aldığım en güzel günlerinden biriydi.Organizeyi yapan arkadaşlara bir daha ki sağlık taramalarında her zaman hazır olduğumu söyledim.
Opr.Dr. Hasan TOK -Genel cerrahi uzmanı
Bizden çok önceleri vatanını,ailelerini bırakıp giden fedakar hocalarımız ve eşleri sayesinde bize yansıyan samimiyet,gülen yüz muhteşemdi.Afgan halkına destek olmak,yaralarını sarmak için katıldığımız sağlık taraması hayatımızda çok farklı açılımlar sağladı.Artık hayatımızda dualarımızda Afganistan ve afgan halkı var.Bu imkanı sağlayan maddi manevi destek veren herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Ecz.Gamze KALKAN
Sanırım her hangi bir maddi ücret karşılığında kimsenin cesaret edemeyeceği bizim de istemeyeceğimiz bir şeydi; Afganistan’a sağlık hizmeti götürmek. Ancak Ümit hekimleri ve Kimse Yok Mu Derneğinin bu uzaktaki, garip ve yoksul, sahipsiz kalmış ülkeye karşılıksız sağlık hizmeti götürmek için duyurduğu Kimse Yok Mu? nidasına sessiz ve cevapsız kalmak olmazdı.
Bir grup sağlık çalışanıyla düştük yollara. Ülkemin en geri kalmış şehrinden daha geri kalmış bir yerdi Kabul. Su yok, kanalizasyon yok hatta trafik lambası bile…
Ziyaretçileri olduğumuz Türk – Afgan Kız Lisesi öğrencileri, misafirlerini ellerinde güllerle karşılarken mor renkli başörtüleri ile ‘çölün ortasındaki bir leylak bahçesini’ andırıyorlardı. Bir grup ‘her şeyinden vazgeçip’ ‘her şeye talip olan’ öğretmen arkadaşları görünce yaşadığımız burkuntu ve tereddüt, büyük bir güven ve iç huzura dönüştü. Meğer Afganistan’da Kimler Varmış.
Afgan insanının sıcak karşılaması ve içtenliği ‘Niye daha önce gelmedik?’ dedirtirken, farklı hastanelerde yaptığımız ortak muayenelerde meslektaşlarımızın gösterdikleri saygı ve ihtimam, Türkiye’nin esasından ne kadar da büyük bir görev üstlendiğini gösteriyordu.
Afgan Askeri Hastanesinin Komutanı ‘Birçok ülke yardım ediyor ancak Türkler karşılıksız yaptıkları yardım ile diğerlerinden ayrılıyor’ diyerek iki ülke arasındaki sağlam bağa işaret ediyordu. Bir Afgan milletvekili ile yaptığımız Türkçe konuşmada söylediği cümle ise önümüze konan bir hedef gibiydi; ‘Gelecek ile ilgili tüm ümidimiz bu Türk Okulları’.
Bir hekim olarak bu kısa süreli gezide edindiğimiz en önemli ders sadece Afgan kardeşlerimizin değil tüm dünyanın bizden çok beklentisi olduğuydu. Bunun için de çok ama çok daha fazla gayet ve çalışmaya ihtiyaç var.
Uzm.Dr.Basri GÜNER -Pikiyatr Uzm Dr. Aysu Yağmur GÜNER- Psikiyatr
devamı
Posted by kimseyokmu on Sep 16, 2008
Bugün hayata veda ettiğimizi düşünsek, çok önem verdiğimiz ailemiz, çevremiz, sahip olduğumuz eşyalar bizden sonra nasıl değişir acaba? Cevabı kendi dünyamızda aramayı birkaç dakika erteleyip Kimse Yok Mu Derneği’nin gönüllü komisyonlarından sorumlu Dr. Figen Es’e kulak verelim.
37 yaşında bir arkadaşının kanser olduğunu öğrenen Figen Hanım, aynı durumu yaşamamak için hiçbir sebebi olmadığını fark etmiş. Bir gece öldüğünü farz edip hayatını adadığı eşi ve çocuklarının, kullanmaya kıyamadığı eşyalarının ne olacağını düşünmüş: “Eşim evlenirdi büyük ihtimalle. Yıkamaya kıyamayıp sildiğim halılarım, eşyalarım dağıtılırdı. Çeyiz sandığım, bir tanesi kırıldı diye insanların gönlünü kırdığım tabaklarım kim bilir ne olurdu? Okuldan gelince beni evde bulsunlar diye koşturduğum çocuklarım anneanneye, babaanneye gönderilirdi. Velhasıl, Allah’ın huzuruna çıktım, izin ver dünyaya döneyim, dedim.
Çocuklarımı kendimden bağımsız yetiştirmeye karar verdim. Bütün tabaklarım kullanılsın, kırılan kırılsın yenisi alınır. Evime misafir rahat gelsin. Çeyiz sandığımı dağıttım. Mülk benim değil. Benim olmayan şeyleri sahiplenip kendim için harcamanın bir de hesabı var. Kimse Yok Mu Derneği’nde gönüllü olarak çalışmaya başlamak benim için de bir fırsat oldu. Allah’ın bana verdiğini elimden almadan O’nun yolunda kullanma gayretindeyim.”
Dr. Figen Hanım’a göre ihtiyacı olan herkese elinden geldiğince yardım etmenin gereği de üzerindeki nimetlerin hesabını verme ve şükretme anlayışından kaynaklanıyor. Özellikle, yıllarca Batılı ülkelerin sömürüp bütün kaynaklarına el koyduğu, fakir bıraktığı Afrika halklarına karşı herkesin sorumlu olduğunu belirten Figen Hanım şöyle konuşuyor:
“Türkiye’de doğmak için, tenimin beyaz olması, akıllı, sağlıklı olmak için dilekçe vermedim. Bunlar bana lütfen imtihan olarak verilmiş, onlara verilmemiş. Ona verilmeyenler benim de imtihanım. Hepimiz kul hakkına dikkat etmeye çalışırız; ama mahşerde, yoksul bir kadın gelip yakama yapışırsa, ‘Ya Rabbi benim onda hakkım var, sen mü’mini mü’mine kardeş kılmıştın. O benimle ilgilenmedi, verdiğin nimetlerden bana vermedi, hakkımı istiyorum.’ derse ne yaparım? Biz, evine sabah gelen bir şeyin akşama, akşam gelenin sabaha kalmadan ihtiyacı olana dağıtıldığı bir Peygamber’i (sas) önder kabul ediyoruz.
Elimizdeki avucumuzdaki her şeyi verelim demiyorum ama herkesin yapabileceği bir iyilik vardır. Sadece para değil, mesleğini, bilgisini, zamanını, ilgisini vermek en büyük iyiliktir. Resulullah’ın yolunu, yemeğe tuzla başlama, suyu üç yudumda içme gibi kişisel ibadetlerin içine sıkıştırmışız. Oysa Allah Rasulü tamamen sosyal bir hayat yaşamış. Biz dini kişisel bir hayat olarak yaşar, sosyal sorumluluklarımızı üzerimizden atarsak büyük bir veballe ahirete gitmiş oluruz.”
Dr. Figen Es kimdir?
1963′te Aydın Nazilli’de üç kız kardeşin ortancası olarak dünyaya geldi. Babası basma fabrikasında işçiydi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1986′da mezun oldu. İzmit’te mecburi hizmetini yaparken kardiyoloji ihtisası yapan Dr. Mehmet Uğur Es ile evlendi. 1988′de Ömer Faruk, 1996′da Ayşe Hafsa dünyaya geldi. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak çeşitli hastanelerde çalıştı. Bir taraftan da hayır işleri ile meşgul oldu. Son üç yıldır Kimse Yok Mu Derneği’nin gönüllü koordinasyon sorumluluğunu yürütüyor.
devamı
Posted by kimseyokmu on Jan 31, 2007
Aşure kampanyamızın ne kadar doğru adreslere ulaştığının göstergesi aşağıdaki maili sizlerle paylaşıyoruz:
“Ben atatürk öğrenci sitesinde kalan bir öğrenciyim.Aşüre gününde annemin aşurelerinden konuşuyorduk. Artık karnımız acıkmış yemekhaneye gidiyorduk ki ” kimse yok mu ? ” aşure dağıtıyordu. Hayatımda aşure için bu kadar sevineceğim aklımın ucundan geçmezdi.Allah razı olsun öğrencileri hatırladınız .
İlk aşureyi yerken annem geldi aklıma evde aşure mutlaka yapılmış komşulara dağıtılmayı bekliyordur.Ben hayatımda ağlıyarak aşure yemedim ve kimseye mailde yazmadım.Bu maili yazarken bile ağlıyorum.
Ben size gönüllü olarak yardım etmek istiyorum. Keşke param olsa hepsini versem ama bende şimdilik öğrenciyim .Mutlaka bende bir gün benim gibi öğrenci olanlara aşure dağıtmak istiyorum.İnşallah bu mailim okunur ve cevap yazılır.
A.Ö.S TÜrkiye’nin en büyük yurt yerleşkesi fakat hatırlayan sadece kimse yok mu ? demek ki buralarda da yaşayan birileri varmış.
İLGİLENDİĞİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER
ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN
ATATÜRK ÖĞRENCİ SİTESİ 6.BLOK 213 NOLU ODA VE Emre SARITAŞ ”
devamı
Posted by kimseyokmu on Dec 28, 2006
Bazan, gönüllü olmak istediği halde çalışamayan dostlarımızın mailleri geliyor. Yahut derneğe nasıl destek olunabileceğine dair sorular…
Kimse Yok Mu Derneği, İstanbul’da olduğu gibi, İstanbul dışında da bütün illerimizden, hatta Avrupa başta olmak üzere gurbetçilerimizin bulunduğu her yerden destekçilere ihtiyaç duyuyor.
Bu bağlamda, gönüllülerimiz, kendi bulundukları illerde düzenleyeceğimiz organizasyonlarda bize büyük katkı sağlayabilir. Şuanda 15 ilde şubelerimiz var, bunların kimi aktif olarak çalışıyor, kimisi yeni yapılanıyor. Şubelerimiz, çevre illere de hizmet vermek üzere kuruluyor. Gönüllülerimiz, kendilerine yakın şubemizle irtibat kurarak da bizim için çalışabiliyor.
NASIL GÖNÜLLÜ OLABİLİRİM?
www.kimseyokmu.org.tr adresindeki gönüllü başvuru formunu doldurarak gönüllü olabilirsiniz. Bu formu doldurduktan sonra gönüllü departmanımız sizi arayacaktır. Ancak, eğer aradı ve ulaşamadı ise, yani size herhangi bir telefon gelmedi ise, siz derneğimizi arayarak ( +90 216 521 80 80 ) gönüllü olarak çalışmak istediğinizi belirtebilirsiniz. Arkadaşlarımız sizi mutlaka yönlendirecektir.
devamı
Posted by kimseyokmu on Oct 30, 2006
Ramazan ayında insanlara yardımın doruk noktaya ulaştığı ve sevincin bayramla süslendiği bir kutlu dönemi yaşamanın ve geride bırakmanın hüznünü yaşarken, vazifemizin büyüklüğünü düşünerek depoladığımız enerjiyle yolumuza devam ediyoruz. Kış mevsimi ve eğitim döneminin bütün hızıyla devam ettiği şu günlerde sizlere ihtiyacı olan ve ellerini açmış yardım, umut, şefkat bekleyen birçok gönül var. Daha çok gayret etmek, daha çok dertlenmek gerek ki, yüzler gülsün.
Aralık ayında Dünya Gönüllüler Günü’nü hepbirlikte kutlayacak ve beraberce güzel çalışmalar yapmanın sevincini yaşayacağız. Önümüzde bir ay gibi kısa bir süremiz var. Ve hedefimiz; gönüllü sayımızı onbine çıkarmak; onbin yüreğin birlikte yardım için, dayanışma için, herkesin mutluluğu için atması olsun. Bunun için yapmamız gereken her gönüllümüzün en az on kişinin gönüllü formunu doldurarak bize ulaşmalarını ve bu gönüllü zincirinde bir halka olmalarını sağlamak.
Göstereceğinizi umut ettiğimiz ilgi ve destekten dolayı şimdiden teşekkür ederiz.
devamı