Pakistan ciğerlerimizi yakıyor
10 Ağustos 2010, ITDp yazdı.
| Kendileri aşırı sıcaklardan kavrulanların aşırı yağmurlardan mustarip olanların halini anlaması zordur. Yoksa Pakistan’da yaşanan muson dramı karşısında Anadolu’nun bu kadar sessiz kalması kabul edilemez. |
| Yine de edilemez. Pakistan uzaktaki yakınımız. Bizim başımız ağrısa başı ağrıyan, canımız sıkılsa canı sıkılan bir millet bir aya yakın bir süredir devam eden, birkaç gündür milli felaket boyutlarına ulaşan yağmurlarla boğuşuyor. Ülkenin can damarı denilen Pencap Ovası’nın tamamına yakını sular altında kaldı. İndus Nehri’ni besleyen beş akarsu şahlandı ve ülkenin ortasında 450 km uzunluğunda, 30 ile 50 km genişliğinde bir iç deniz oluştu. Burası Lübnan kadar bir alan demek! Evsiz kalanlar Lübnan nüfusunun dört katı: 13 milyon. Resmi rakamlar ölü sayılarını mutat olduğu üzere “-den fazla” edatıyla birlikte veriyor: 1.600′den fazla insan öldü. Her sel sonrasında yaşanan salgın hastalıkların, vahşi hayvan saldırılarının, yılan sokmalarının ve tabii açlığın alacağı can sayısını kimse tahmin edemiyor. Yağmurlar devam ediyor. Öyle ki ağır hava şartlarında bile işleyebilen Amerikan helikopterleri kurtarma faaliyetlerine ara vermek zorunda kalmış. Suların yutmaya hazırlandığı bölgelerden boşaltma çalışmaları devam ediyor. Boşaltma demek, evsizleştirme demek; susuzlaştırma demek; aşsızlaştırma demek. Önümüzde Ramazan var. Ramazan 13 milyon Pakistanlı kardeşimiz için hiç olmadığı kadar zor olacak bu sene. İmtihan! Ama bizler için de imtihan. Hani biz “bir uzvuna gelen zarardan zarardîde olan vücut gibiydik”! Hani biz iki devlet, bir millet idik! Bu Ramazan’da Pakistan ciğerlerimizi yaksa keşke! Her “açık menü” iftar sofrasına oturduğumuzda menüsü açlık olan Pakistanlı iftar sofralarını da tahayyül etsek keşke! Bu Ramazan dualarımızda unutmasak Pakistan’ı; bu Ramazan Pakistan için bir farklılık yapsak ve Ramazan’ımızın dışarıda geçirilecek bir iftarını “Sanki yedim” deyip Pakistan’a göndersek keşke. Bu Ramazan Bayramı’nda Pakistan için bir ayrıcalık yapsak ve çocuklarımıza aldığımız her hediyenin aynından bir tane de Pakistanlı bir çocuğa gönderebilsek. Hastalıklar şifa duasının vaktinin geldiğini işmam ettikleri gibi, musibetler de zekat ve sadaka ibadetinin vaktinin geldiğini işmam eder. Bu defa zekat, tasadduk ve infak namazının ezanı Pakistan minaresinde okundu. Fakat çağrı umumidir; doğal afet “Buyrun namaza!” diye çağırıyor. |
Pakistan’ı dert edinmek, Türkiye’nin olması gerektiği haldir.
KERİM BALCI- Zaman Gazetesi
Yavaşça, gönül rahatı içinde verirsiniz can denen emaneti. Belki bir telefon açar, “Doktorlar ‘altı saatin kaldı’ diyorlar. Bana hakkınızı helal edin.” dersiniz. Bazen ona da gerek kalmaz. Nasıl olsa gözlerinizi yumduğunuzda yeniden doğacağınıza, rahmet-i Rahman’ın sizi sımsıcak saracağına inanırsınız. Çünkü ölüm, bir son değil, bir başlangıçtır. Yokluk değil, varlıktır. Bitiş değil diriliştir…